“Ride To Greece 2017” Yunanistan Gezisi 27 Mayıs – 03 Haziran 2017

Motosiklet kullanıcılarının genellikle ilk yurt dışı gezilerini Yunanistan’a yaptıklarını biliyordum. Bunun için bir çok sebep gösterilir. Yakınlık, kolay ulaşım, yolların kalitesi, trafiğin azlığı, yemekler vs. Benim de ilk deneyimim Yunanistan oldu ve tüm sayılan sebeplerin ne kadar haklı olduğunu gördüm. 10 kişilik bir ekiple Can Pak abimizin mükemmel organizasyonu ile Cengiz Çetin, Serhat Kurtoğlu, Özcan Güneş, Müfit Dokuyucu, Serdar Kiriş, Murat Sürel, Murat İkizler, Kerem Temel ve ben toplam 10 motor ile bu geziyi yaptık. Sloganı “Ride for Pleasure” olan bu ekiple önce Eskişehir’den Ayvalığa zaman zaman yağmurda vardık. Ertesi gün feribot ile Midilli adasına geçtik. Midillide önce Tarti koyunda nefis bir yemek ve deniz
keyfi sonrasında Plomari’de nefeslendik. Akşam tekrar feribota binerek ertesi gün Pire limanına geçtik. Pire limanından nefis köyler geçerek Loutra Edipsou’da akşam konakladık. Yine nefis bir akşam yemeği sonrasında temiz Istiaia Spa adlı bir otelde konakladık. Ertesi gün yine dağ yollarını kullanarak Galaxidi’ye geçtik. Galaxidi’de Bebelis adlı restoranda bölgesel lezzetleri tatma fırsatı bulduk. Bir ailenin işlettiği ve yemekleri kendilerinin yaptığı bu restoranda inanılmaz lezzet deneyimleri yaşadık. Ayrıca Pension Hirolakas’da Despina ve ailesi bizi fevakalede ağırladı. Hele Despina’nın hazırladığı kahvaltı unutulmazdı. Ertesi gün oldukça yorucu bir yolculuk ile sanırım 5 dağı çıkıp inerek tamamen dağ ve köy yollarından geçerek Meteora’ya vardık. Meteora’da Tsikeli Hotelde kaldık. Meteora oldukça ilginç bir yer dağ gibi dev kayaların üzerine yapılmış manastırlar oldukça ilgi çekici. Burada Taverna Gardenia’da etin keyfine vardık. Bir sonraki gün Olympos dağında Tanrılar katına çıktık.
Yunanistan’ın en yüksek dağında muhteşem manzaralar görme şansımız oldu.  Yine nefis virajlar geçerek Selanik’e vardık. Akşam 7 seas restoanda nefis deniz ürünleri ile karnımızı doyurduk. Yunanistan’daki son günümüzde dönüşe geçtik. Özcan ve Müfit abiler 2 günlük niyeti ile ayrılsalar da bizden önce İstanbul’a varmaları gözümüzden kaçmadı. Kavala’da orijinal adı Καφέ μπρίκι olan mekanda ünlü limonataları ile serinledik. Bu kafenin muhteşem bir Kavala manzarası mevcut. Ayrıca Kavaldan kurabiye ve kahve almayı ihmal etmedik. Ardından Keramoti’de Babis’in restoranında yine inanılmaz lezzetler tattık. Babis 45 senedir bu restoranı işletiyormuş. Midye çorbası ve midyeli pilavı mutlaka denemelisiniz. Restoran Thasos adası feribot iskelesinin tam karşısında nefis bir yer. Ayrıca içi peynir dolu kalamarı kaçırmamalısınız. Yemeklerimizi yedikten sonra artık Yunanistan’a veda etme vakti geldi. Kesintisiz bir otoban sürüşü ile İpsala sınır kapısından memleketimize geri döndük. Ardından Keşan üzerinden yine kesintisiz bir sürüş ile Gelibolu’ya geldik. Gelibolu’da Oya hotelde kaldık ve İlhan restoranda yemeğimizi yedik. Ertesi gün Feribot ile Çardağa geçip sadece Karacabey’de benzin ve İnegölde yemek molası vererek sorunsuz bir sürüş ile evlerimize sağ salim geri döndük. Bu seyahat benim Yunanistan’a ilk gidişimdi. Beni oldukça şaşırttı. Her ne kadar ekonomik sorunlar ile uğraşsalar da oldukça medeni ve gelişmiş bir ülke buldum. Özellikle trafikte insanlar oldukça saygılı idiler. Yol kalitesi inanılmazdı. Geçtiğimiz rotalar çok güzeldi. Yemekler harika idi.

En ilginci dağın başında nerede ise mezra denebilecek bir yerde kafe ve restoran bulabiliyor olmanız. Yemeklerin oldukça taze ve lezzetli olması oldukça şaşırtıcı idi. Ayrıca biraz sohbet ettiğinizde hemşeri çıkma olasılığınız oldukça fazla. Çünkü Türkiye’den geldiğimizi duyan bir kafe sahibi annesinin Denizlili veya baba evinin Giresun olduğunu söyleyebiliyor. Bazı yemekler birebir aynı.

Bu şaşılacak bir şey değil ama nerede ise 1800 metre yükseklikte bir dağda Giresun’daki haşlamanın aynını yediğinizde şaşırtıcı olabiliyor. Hele ki arkasından aynı Giresun’daki gibi sütlü kadayıf yiyince iyice afallıyorsunuz ve değişik duygulara kapılıyorsunuz. Bu arada yemek konusunda oldukça ucuz olduğunu söylememe gerek yok. Selanik’teki 7seas restoran dışında nerede ise Türkiye’nin yarısı bir hesap ödüyorsunuz. Hele yediklerinizin oldukça kaliteli deniz ürünleri olduğunu düşündüğünüzde bu daha da anlamlı oluyor.

Nefis bir 8 gün motor üzerinde geçirdik. Kabaca 2950 km yol yaptık. Ancak bu mesafenin %80’i dağ yolları olduğu düşünüldüğünde özellikle benim için oldukça iyi bir performanstı. Tüm ekip anlamlı bir sorun yaşamadan geri dönmemiz, herhangi bir zorluk yaşamamış olmamız turun keyfini daha da artırdı. Tabii ki ekibimizin oldukça uyumlu ve muhteşem insanlardan oluşması bu keyfin en önemli sebebi.

Tüm arkadaşlara tekrar çok teşekkür ediyorum. Umarım gelecekte aynı keyifte yeni turlara çıkma fırsatı buluruz.